Analiz | Başakşehir 3-2 Beşiktaş

Aykut Kocaman sonrası Emre Belözoğlu’ya emanet edilen Başakşehir, sakatlarının dönmesiyle büyük ölçüde ideal kadrosuna kavuşan Beşiktaş’ı ağırladı. Okaka’nın 2 golle yıldızlaştığı mücadele ağırlıklı olarak ortada geçerken ligin son iki şampiyonunun taktiksel açıdan parlayamaması haber değeri taşıyordu.

Maçın taktiksel hikayesini iş ortağımız Metrica Sports‘un geliştirdiği Play yazılımı ile birlikte inceleyeceğiz.

Genel

Beşiktaş’ta Sporting maçı öncesi kalede rotasyon dikkat çekti. 1. kaleci Ersin Destanoğlu yerine Mert Günok kaledeydi. Başakşehir’in ilk golünde Mert’in yaptığı hata ise bu tercihin sorgulanmasına neden oldu. Savunmada ideal dörtlüsüne kavuşan Beşiktaş’ta önde Pjanic’in yokluğunda Oğuzhan Özyakup forma giyerken sol kanatta da Sivasspor maçında parlayan Güven Yalçın vardı. İkinci yarıda yapılan Necip, Alex ve Larin hamleleri doğrudan sonuca yönelikti ve bir hareketlilik getirdi ancak oyun soru işaretlerini barındırıyordu.

Başakşehir’de Chadli’nin ilk 11’de başlaması ve Epureanu’nun dönüşü önemliydi. Okaka’nın da profili itibariyle Beşiktaş’a zor anlar yaşatacağı maçtan önce belliydi. Mert Günok’a paralel biçimde Volkan Babacan’ın da bir hatasının gole mal olduğunu söyleyebiliriz.

Oyuna döndüğümüzde ise Başakşehir’in önde baskısı belirleyici oldu. Aykut Kocaman döneminde de topa sahip olan bir Başakşehir vardı, bu alışkanlığın üzerine biraz daha yoğun bir baskı eklenmiş gibi gördük. Maçın taktiksel hikayesini de bu detay belirledi. Beşiktaş ikinci yarıda topa daha fazla sahip olsa da ilk yarıda top ortadaydı ve Başakşehir’in istediği bir oyun oynandı. Bu durum topla oynama kalitesine de yansıdı.

Bireysel aksiyonlara baktığımızda Beşiktaş’ta Rachid Ghezzal’ın parladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. AD grafiğimizde de Ghezzal’ın ofansif aksiyonları ve pasör özellikleri kendini gösteriyor. Takım istediklerini yapamasa bile Ghezzal’ın formunu koruduğunu söyleyebiliriz.

Her maç analizimizde olduğu gibi bu yazıda da maçın belirleyici faktörleri üzerinde duracağım. Özellikle detaylıca değerlendirmek istediğim “Oğuzhan Özyakup meselesi” yazının temel başlıklarından birini oluşturacak.

Kurgu

Top rakipteyken 4141 ve 4231 geçişlerini gördüğümüz Başakşehir maça önde baskıyla başladı. Bu baskı karşısında Beşiktaş temel şablonuyla yerleşti. İki stoperin arasında Josef’in olduğu, beklerin çizgiye genişlediği senaryoda Beşiktaş derinden oyun kuramadı. Belki Pjanic’in varlığı işleri değiştirebilirdi ancak bu noktada Oğuzhan & Atiba arasındaki rol paylaşımından da bahsetmek gerekiyor. Tabii öncelikli olarak Başakşehir’in önde baskısının altının çizilmesi gerekiyor.

Başakşehir’in top rakipteyken önde kalabalık yerleşmesi, Beşiktaş’ta çok temel bazı taktiksel gereklilikleri beraberinde getiriyor. Öncelikle Welinton’un pasör özellikleri, pas opsiyonlarının doğru tutulması ile etkisiz kılınmış durumda. Derine gelen Josef top kullanırken de istediği desteği ne Atiba’dan ne de Oğuzhan’dan alamıyor. Bu yüzden Beşiktaş stoperleri ve bekleri üzerinden sıkışık alanlarda hücum başlattı çoğunlukla.

Peki Pjanic neden fark yaratabilirdi ve Oğuzhan neden fark yaratamadı? Oğuzhan meselesine derinlemesine bakmadan önce oyunun iki yönlülüğünü aklımızda tutmamız gerekiyor çünkü Beşiktaş orta sahasında Sergen Yalçın’ın talep ettiği ilk şey bu. İki yönlülük.

Oğuzhan Özyakup meselesi

Oğuzhan Özyakup’un 45 dakikalık performansını incelerken özellikle 3 soru üzerinden ilerleyeceğim:

  1. Beşiktaş önde baskı yediğinde Oğuzhan neredeydi?
  2. Baskı kırıldığında değerli işleri var mıydı?
  3. Top rakipteyken neler yaptı?

1- Beşiktaş önde baskı yediğinde Oğuzhan

Başakşehir’in önde baskısı karşısında derinden oyun kuramayan Beşiktaş’ta Oğuzhan Özyakup’un derinde bir rol üstlenmesi beklenebilirdi. Ancak burada Sergen Yalçın tarafından oyuncuya biçilen rolü de aklımızda tutmamız gerekiyor. Yani maç boyunca Oğuzhan’dan bu beklenemez çünkü maç özelinde önde kullanılan bir Oğuzhan vardı. Yani burada sorumluluk almayan Oğuzhan ek olarak plan üzerinden Sergen Yalçın’ı da eleştirebiliriz. Bu baskı karşısında Oğuzhan’ı daha derinde görmeliydik belki de. Gördüğümüz sınırlı anlar da oldu, orada da hatalı tercihler söz konusuydu. Bakalım.

Oğuzhan Özyakup her zaman önde kaybolmadı. Beşiktaş baskı yediğinde oyunun soldan şekillenebilmesi için derine geldiği anlar vardı. Geriden oyun kurma konusunda bu kadar problem yaşayan Beşiktaş, Oğuzhan sağ tarafta kullansa ne olurdu diye düşünmeden de edemiyorum.

Yukarıdaki sekansta 4231’le karşılayan Başakşehir’e karşı Beşiktaş geriden pasla çıkmaya hazırlanıyor. Oğuzhan sol tarafta ve oyunun sol taraftan şekillenmesini istiyor. Bunu vücut hareketinden de anlayabiliyoruz. Oyun soldan şekillense onun pasör özelliklerinin değer kazanabileceği bir sekans izlenebilir. Vida, Rıdvan ve Oğuzhan üzerinden bir 3v1 eşleşme fırsatı var. Mert, tercihini sağ kanattan yapıyor çünkü oyun alışkanlığı o yön üzerinden şekillenmiş durumda. Welinton, Rosier ve Ghezzal’ın varlığı bunu değerli kılıyor. Ama pasör orta saha sol tarafta kalınca ikinci bölgede pas etkileşimleri zayıf kalıyor.

Yani önde kullanılmasına rağmen maç özelinde Oğuzhan Özyakup’u sol tarafta daha sık görsek neler değişirdi sorusunu sormak gerekiyor. Bu sefer de Beşiktaş sağ kanadı hiçbir şekilde top kullanamazdı ama bu dokunuşu zaman zaman görmek gerekiyordu galiba.

2- Baskı kırıldığında Oğuzhan

Bahsedeceğim 3 başlıkta Oğuzhan’ın görece geçer not aldığı tek başlık bu başlık oldu. İlk yarıda baskıyı kıramayan Beşiktaş, bunu yapabildiği kısıtlı anlarda zaman zaman Oğuzhan’ı oyuna dahil edebildi. Yukarıdaki sekansta az önce söz ettiğim gibi beki üzerinden oyunu açabilen Beşiktaş’ta orta sahada Oğuzhan iki kişinin arasından oyunu sağ tarafa yönlendirmeyi başarabiliyor. Ancak bu sekans çok sınırlı çünkü Beşiktaş baskıyı kıramadı. Yani Beşiktaş baskının kırılmasına Oğuzhan’ı veya başka bir pasörünü dahil edebilseydi o zaman daha sağlıklı bireysel performans yorumları yapabilecektik.

Oyunun yönünü değiştirebilmek bu sekansta + yazsa da baskı çoğunlukla kırılamadığı için elimizde numunelik pozisyonlar var. Oğuzhan meselesine ek olarak Atiba’nın bireysel açıdan kötü bir performans sergilediğini eklemek ve üzerine konuşmak gerek.

Baskının kırıldığı, oyunun 3. bölgeye geçtiği ve soldan aktığı bir sekansta Oğuzhan yapması gereken temel bir aksiyonu tamamlıyor. Burada detay Atiba…

Oyun soldan akıyor, Oğuzhan top kullanmak için istekli opsiyonları da var. Burada Güven Yalçın’dan değerli bir ceza sahası koşusu görüyoruz, o koşu Atiba’ya bağlantı olma fırsatı tanıyor. Oğuzhan, Atiba’ya oynayıp koşusuna da devam ediyor ancak Atiba normalde kolaylıkla yaptığı bağlantı oyuncu rolünü tamamlayamıyor. Bu sekans dışında birkaç pozisyonda daha benzer durumu görebiliriz. Yani Oğuzhan başlığındayız ama Atiba’dan ayrı konuşmamız çok zor.

Bu başlığın nihai yorumuna gelirsek baskı kırıldığında Oğuzhan’ın temel düzeyde katkı verdiğini ve az da olsa değerli işlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan bu noktada Atiba başta olmak üzere bağlantıyı tamamlayabilen oyuncu olmadı ve çok sınırlı kaldı bu katkı.

3- Top rakipteyken Oğuzhan

Bana 45 dakikalık süreçte ontolojik sorgulama yaptıran ve açıkçası Oğuzhan’ın başarısız bireysel performansına doğrudan ana faktör olarak yazabileceğim başlık bu oldu. Oyunun ilk adımında yani top kullanan Beşiktaş’ta plan üzerinden eleştiriler yapabiliriz, oyunun ikinci adımında yani baskı kırıldığında Oğuzhan’ın yaptıklarını konuşabiliriz… Ancak topun rakipte olduğu anlar için Oğuzhan üzerinden söyleyebilecek neredeyse hiçbir şey yok elimizde.

Oğuzhan Özyakup 45 dakikayı, herhangi bir ikili mücadeleye gir(e)meden ve herhangi bir defansif istatistiğe ulaşamadan kapattı. Beşiktaş kurgusunda asgari düzeyde olması gereken iki yönlülüğü göremedik. Örnek vermek gerekirse iç sahada oynanacak bir Rizespor maçında bu defansif zayıflık göze batmayabilir çünkü top %60’ın üzerinde Beşiktaş’ta olacaktır. Ancak Başakşehir gibi bir takımın topa ortak olduğu senaryoda bu iki yönlülüğü gösterememek kabul edilemez. Nitekim Oğuzhan Özyakup 45 dakika sonunda oyundan alınırken bunda belirleyici faktörün defansif aksiyonlarda rol alamaması olduğunu düşünüyorum. Topun Beşiktaş’ta olduğu kısımdan detaylıca ve görüntülerle söz edebilirken oyunun diğer yönünde görüntü ve istatistik kullanamamak da durumu biraz özetliyor.

Kullanabileceğim ikili mücadele, hava mücadelesi ve defansif aksiyonların sayısının “0” olduğunu söyleyerek bu başlığı kapatabilirim.

Okaka #77

Attığı 2 golle yıldızlaşan Okaka; yüksek fizik kapasitesiyle ve eforlu oyunuyla rakip savunmacılara zor anlar yaşatıyor. Toplamda 27 mücadeleye giren Okaka; 12 hava mücadelesine girdi, 4 faul yaptı, 4 de faul aldı. Başarı oranından bağımsız maç boyunca bu kadar aksiyonun içinde olması onun Serie A tozu yuttuğunu özetleyen başlıca etken oldu. Okaka, rakibi yıpratıcı oyun tarzını golle sonuçlandırmaya devam ettiği sürece parlamaya devam edecek gibi gözüküyor.

Final

İlk maçında galibiyete ulaşan Emre Belözoğlu özellikle ilk yarıda Beşiktaş’ı durdurmayı başardı. Topu isteyen, baskı düşünen bir yapıyla sahada olacak gibi gözüküyorlar. Takımın nefesinin buna yetip yetmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Beşiktaş, topu alamadığı ve topu aldığında da baskıyı kıramadığı; taktiksel açıdan başarısız olduğu bir maçı geride bıraktı. Kadro istikrarının oluşmasına paralel biçimde eski ritmin yakalanacağını düşünmekle birlikte Şampiyonlar Ligi macerasının bu süreci biraz daha sekteye uğratabileceğini düşünüyorum.

Sizler de dilerseniz Play analiz programını ücretsiz olarak aşağıdaki görsele tıklayarak indirebilirsiniz.

adet yorum. Siz de yorumunuzu aşağı yazabilirsiniz.

Yazar: Emre Kahvecioğlu

Yazar | emrekahvecioglu@futbolakademi.net

Paylaş