Analiz | Galatasaray 2-1 Kasımpaşa

Ligde yakaladığı 5 maçlık galibiyet serisini sürdürmek isteyen Galatasaray, evinde Kasımpaşa’yı ağırladı. İki takımın da birbirinden ziyade yağan kar ve zeminle mücadele ettiği, bu nedenle de oyun kalitesinin bir hayli düşük geçtiği karşılaşmayı kazanan sarı kırmızılılar oldu. 89.dakikada Mohamed’in penaltıdan attığı golle maçtan 2-1 galip ayrılan Fatih Terim’in öğrencileri averaj üstünlüğüyle liderliğini korudu.

Galatasaray’ın bu zorlu galibiyetini iş ortağımız Metrica Sports‘un geliştirmiş olduğu Play yazılım ile birlikte analiz edeceğim.

İlk 11’ler ve ortalama pozisyonlar

Hafta arasında Alanyaspor’a mağlup olunarak kupaya veda edilmesinin ardından yaptığı açıklamada oyuncularının yorgunluğundan bahseden Fatih Terim, bu mücadeleye farklı isimlerle başladı. Ağır zeminde pas futbolunun işlemeyeceğini de öngörmüş olsa gerek ki Taylan, Belhanda ve Donk gibi isimleri kulübeye çeken hoca, bu isimler yerine Luyindama, Etebo ve Gedson gibi mücadele gücü yüksek oyuncuları 11’de sahaya sürdü. Saracchi ve Emre’nin sakatlığında sol bek Ömer’e teslim edilirken yeni transfer Yedlin’in kupa performansı yetersiz görünmüş olacak ki Linnes yeniden formasını kapmıştı. Sol kanatta Onyekuru yerine fizik gücü daha yüksek Babel görev alırken; sakat Feghouli, cezalı Arda ve Oğulcan’ın yokluğundaysa sağ kanatta Kerem sarı kırmızılı formayla ilk kez 11’de yer aldı.

Konuk Kasımpaşa ise sakatlıkları süren Tarkan ve Drinkwater, cezalı Yusuf Erdoğan ve kadro dışı bırakılan Koita’nın yokluğunda Ali Sami Yen’e geldi. Dar kadronun da etkisiyle elinde fazla alternatifi kalmayan Fuat Çapa geçtiğimiz hafta Hatay maçındaki 11’i sahaya sürerken yalnızca cezalı Yusuf’un yokluğunda yeni transfer Koomson şans buldu.

Zemine göre oyun anlayışı

Maç öncesi Galatasaray’ın ilk 11’indeki farklı isimlerin oyunu da farklılaştıracağı tahmin edilirken bu durum daha ilk dakikadan kendini gösterdi. Kendi oyunundan vazgeçen Fatih Terim zemine göre başka bir oyun kurguladı. Bunun en basit örneği de Mohamed’in henüz 27.saniyedeki şutuydu. Kaleye sırtı dönük topu alması ve pas opsiyonları da olmasına karşın daha topu kontrol ederken şutu kafasında atmış olan Mısırlı oyuncunun bu hareketi, maç öncesi hocasından bu yönde bir talimat aldığına işaretti. Bu şutlar dakikalar geçtikçe kendini daha çok belli ederken maç başına isabetli şut ortalaması 6 olan sarı kırmızılı takım, Kasımpaşa karşısında bu rakama henüz 9.dakikada ulaştı.

Şutlar harici Galatasaray’ın oyunundaki bir başka değişkenlik ise top hakimiyetiydi. Özellikle evinde oynadığı maçların başlarında yüksek top hakimiyetiyle rakibi ablukaya alan sarı kırmızılılar, bu maçtaysa topu rakibine bıraktı. Önceki maçlardan farklı olarak ön bölgede basmak yerine ikinci bölgede baskıyı tercih eden Fatih Terim’in öğrencileri kazanılan toplarla direkt hücumlar denedi. Yukarıdaki görselde de Galatasaray’ın golü öncesi ilk kornerin oluşumunu izliyoruz. İstekli bir şekilde topun olduğu bölgede çok adamla basan takım, henüz zemine adapte olamamış rakibinin hatasından faydalanıyor ve savunmayı eksik yakalıyor.

Galatasaray’ın farklı oyununun bir başka göstergesiyse paslarıydı. Önceki haftalarda maç başına 439 kısa 54 uzun pas (Yaklaşık her 9 pasın 1’i uzun) deneyen sarı kırmızılılar, pas yapmayı zorlaştıran bu zemin şartlarındaysa 322 kısa 101 uzun pas(Yaklaşık her 4 pasın 1’i uzun) denedi. Bu sayılarla birlikte Galatasaray bu sezonki en fazla uzun pas denediği maçı geride bırakırken pasların mesafesinin uzaması da haliyle isabet oranını düşürdü. Maç boyunca %61 isabetle pas yapan sarı kırmızılılar bu alanda da sezonun en kötü maçını(sezon ortalaması %83) geride bıraktı. Maç boyunca çokça tercih edilen bu uzun paslar oyunu da haliyle epey değiştirdi. Zeminden dolayı pas isabeti sağlamak zorlaşınca sarı kırmızılılar savunmadan çıkışlarda mümkün olduğunca risk almadan uzun toplar denedi. Maçın ilk bölümünde Kasımpaşa’nın arkada bıraktığı boşluklara gönderilen bu topları Mohamed iyi saklayarak takımını 3.bölgeye yerleştirdi. Bu pozisyonda da Mohamed’in deparıyla savunmacısından önce topla buluşup Emre’ye servis ettiği enfes pasla başlayan pozisyon, Kerem’in final tercihini kötü yapmasıyla harcandı. Böylesine kötü zeminde o kadar dar bir alanda çalım denemek kötü bir fikirdi. Topu alır almaz ya kendini şuta hazırlamalıydı ya da Gedson’a bir şut pası çıkarmalıydı.

Galatasaray’ın maç başındaki oyun üstünlüğü devrenin ortalarından itibaren yerini orta saha mücadelesinin yoğunlukta olduğu bir maça bıraktı. 26-45.dakikalar arası Kasımpaşa 0, Galatasaray ise yalnızca 2 kez rakip ceza sahasında topla buluşabilirken görselden de okunabileceği üzere 3.bölgede topla buluşma sayıları dahi çift haneye ancak ulaştı. Oyunun dengelenmesindeki en büyük etken ise Kasımpaşa’nın da zemin adaptasyonunu tamamlamasıydı. Maç başında yapılan pas hataları ve top kayıplarından ders çıkararak daha risksiz uzun topları tercih etmeye başlayan deplasman ekibinin bu anlayışı, oyunu tam anlamıyla ikili mücadele savaşına dönüştürdü.

İki zıt devre

İkinci yarıysa devre arasında takımlar formalarını değiştirmiş gibiydi. İlk devre topa daha az sahip olan, hücuma geçişlerde top kaybı yapmamak adına uzun vuruşlar tercih eden Galatasaray, ikinci devre tam aksi bir görüntü çizdi. Bu sefer Kasımpaşa kazandığı toplarla rakip savunmayı dengesiz yakalamayı başarırken devre boyunca rakip kalede tehlikeler yarattı. İlk yarıda 13-1 olan rakip ceza sahasında topla buluşma sayısı ikinci yarıda 4-12 idi. Bu zıt oyunu sadece istatistiksel olarak değil, görüntüler üzerinden de okumak mümkün. İlk yarıda Mohamed’e atılan uzun top sonrası net bir fırsat üreten Galatasaray’da, ikinci yarının hemen başında buna benzer bir koşu gösteren Kerem’e oynamak yerine kötü bir kısa pas tercih eden Etebo, savunmasının dengesiz yakalanmasına yol açtı.

Zıt oyuna bir başka örnek ise ilk yarıda Galatasaray için bahsettiğim 2.bölgede kazanılan toplarla direkt hücumları yakalayan tarafın bu kez Kasımpaşa olmasıydı. Muslera’nın büyük hatasıyla eşitliği yakalamanın getirdiği rahatlığın da etkisiyle ilk yarının aksine rakibinden daha az topla oynayan ve daha az pas yapan mavi beyazlılar devre boyunca daha fazla pozisyona giren ekip oldu. Görselde de Marcao’nun zemine rağmen ısrarla çamur bölgeye doğru top sürerek rakibini geçme çabasını ve başarısız olunca da savunmanın dengesiz yakalanmasını görüyoruz. Aytaç’ın kazandığı top sonrası 3 Kasımpaşalı birden depara kalksa da Aytaç topun altına istediği kadar giremeyerek kötü bir tercihte bulundu ve Etebo araya girdi.

Hücum anlamında hiçbir varlık gösteremediği dakikalarda Galatasaray’ı kurtaran durum ise Kasımpaşa’nın faulleri oldu. Görselde 80-87.dakikalar arası yaptığı faulleri gördüğümüz İstanbul ekibi, dakikalar ilerledikçe yorgunlukların artmasıyla geriye dönüşlerde zorlandı ve orta yuvarlak civarında rakibini faullerle durdurdu. Böyle kısır maçlarda önemi bir kat daha artan duran toplardan biri sonrası yaşanan karambolde kazandığı penaltıyla yeniden öne geçen sarı kırmızılılar, kalan dakikalarda da skoru koruyarak zorlu karşılaşmadan 3 puanla ayrıldı.

Maç sonunda değinmek istediğim bir başka konuysa Mostafa Mohamed. Yürümenin bile normale göre daha yorucu olduğu böyle bir sahada 90 dakika boyunca oynayıp ekstra olarak  12/21 ikili mücadele ile açık ara maçın en fazla hırpalanan ismi olmuşken(2.sırada 8/15 ile Breçka var) uzatma dakikalarında Onyekuru ve Akbaba’nın pozisyon gereği önde kalması sonucu savunma katkısı için attığı şu depar takdire şayan bir hareketti.

Son olarak Futbol Akademi Scouting (FAS) tarafından hazırlanan Aksiyon Değeri(AD) metriğine bir göz atalım. Az önce övgüyle bahsettiğim Mohamed saha içi mücadelesinin yanında istatistiksel olarak da maçın adamı olurken, ilk kez 11’de mücadele eden Kerem ve savunmanın yanı sıra pas katkısıyla da öne çıkan Etebo dikkat çeken diğer isimler. Öte yandan maç içinde adını nadiren duyduğumuz yeni transfer Gedson ise hemen hemen hiçbir alanda etki gösteremeyerek kendine son sıralarda yer bulmuş.

Sizler de dilerseniz Play analiz programını ücretsiz olarak aşağıdaki görsele tıklayarak indirebilirsiniz.

adet yorum. Siz de yorumunuzu aşağı yazabilirsiniz.

huseyinmertcivi@gmail.com'

Yazar: Hüseyin Mert Çivi

Paylaş