Analiz | Galatasaray 3-4 Çaykur Rizespor

Süper Ligde 30. hafta mücadelesinde Galatasaray Türk Telekom Arena Stadyumunda alt sıralardaki Çaykur Rizespor’u konuk etti. Şampiyonluk yarışı için Milli ara öncesi çok kritik karşılaşmaya çıkan sarı-kırmızılılar derbinin oynanacağı haftada büyük yara aldı. Gol düellosuna sahne olan gecede son dakika golü ile gülen konuk ekip oldu. Bu futbol şölenini global iş ortağımız Metrica Sports’un geliştirmiş olduğu Play yazılım ile birlikte analiz edeceğiz.

Ortalama pozisyonlar ve kadrolar

Ev sahibi ekip son maçlarda olduğu gibi Yedlin-Luyindama-Marcao-Saracchi savunma hattı ile sahaya çıktı. Taylan’ın kart cezalı olduğu karşılaşmada Terim savunma önünde Etebo’yu tercih etti. Emre Kılınç ve Gedson Fernandes iç orta saha rollerinde görev alırken 10 numara pozisyonunda geçen hafta olduğu gibi Emre Akbaba forma şansı buldu. İleri uçta ise Sarı-Kırmızılılar Mohammed-Falcao ikilisi ile gol aradı.

Konuk ekipte yeni teknik direktör Bülent Uygun tandemini Selim Ay ve Talbi ile oluşturdu. Bek pozisyonlarını Moroziuk ve İsmail’e emanet eden tecrübeli teknik adam savunma önünde Djokovic’i tercih etti. Merkez orta sahada Boldrin-Sabo ikilisi oynarken kanatlarda Baiano ve Samudio forma terletti. En uçta ise Milan Skoda ile konuk ekibin en önemli gol silahı olarak rol aldı.

Ev sahibinin diziliş değişimi ve sahaya yansımaları

Fatih Terim son Kayserispor deplasmanında olduğu gibi bu karşılaşmada da takımı sahaya baklava 4-4-2 dizilişi ile yaydı. Çok tartışılan bu yeni düzenin Galatasaray’ın oyununa net şekilde etki yaptığı aşikar. Ancak muhtemelen bu kritik haftalarda tecrübeli teknik adam Kayserispor maçından sonra bu maçı da kayıpsız geçince milli arada değişen kurguyu takımına daha iyi benimsetebileceğini düşündü. Açıkçası maçta inanılmaz bireysel hatalar olmasa bu düşünce gerçekleşebilirdi. Fakat hem oyun hem de skor kazanılmayınca ev sahibi ekip belki de telafisi mümkün olmayan bir 3 puanı kendi evinde bıraktı.

Bu dizilişi Terim birçok kez başarıyla uygulatırken geçmişte bu dizilişte çok dominant takımlar izledik. Arrigo Sacchi’nin Milan’ı, Jose Mourinho’nun Porto’su, Ancelotti’nin Milan’ı, Allegri’nin Juventusu vb. birçok takım uygun kadrolarla bu dizilişte Avrupa’da iz bırakan performanslar ortaya koydular. Ancak bu düzende olmazsa olmaz bazı küçük nüanslar var. Dinamik bekler, güçlü ön alan baskı kurgusu, kanat organizasyonları vb… Gelin şimdi ev sahibi ekibin bu karşılaşmada bu sistem ile neleri kazanıp neleri kaybettiğini daha yakından inceleyelim.

Hüseyin Mert Çivi geçen haftaki değişen diziliş ve oyunla ilgili önemli noktalara değinmişti. Geride bırakılan 28 haftada eksikleriyle artılarıyla 4-1-4-1 dizilişinin rakipleri en çok zorlayan katkısı kanatlarda kurulan güçlü üçgen pas bağlantılarıydı. Yukarıdaki görselde merkezde oluşan kalabalığın bu güçlü özelliği tamamen yok ettiğini görebiliyoruz. Bu oyun formasyonundan çok buna adaptasyonla ilgili bir problem. Sezona bu bölgelerde sürekli forma şansı bulan Arda ve Feghouli gibi oyun zekası ve üretkenliği yüksek iki oyuncu ile başlandı. Bu ikili dinamizm adına takıma kötü etki etse de sırtı dönük top alma ve pas bağlantıları ile rakibi genişlemeye zorladılar. Onların yokluğundaki bu yeni oluşumda özellikle yaratıcılık konusunda takımın bu oyuncuları aradığı bir kez daha görülmüş oldu.

Maça 2. dakikada yapılan bireysel hata ile 0-1 geride başlayan Terim’in öğrencileri skoru alan rakibine karşı set hücumlarına yerleşmeye başladı. Bu yerleşimlerde geçen haftaya göre daha doğru yayıldılar. Geçen hafta üstteki görselde olan kanattaki boşlukların kullanılmamasını bu maçta bir derece daha iyi durumda gördük. Görselde görüldüğü gibi beklerin çizgide top alıp rakip beki kendi üzerlerine çektikleri anda iç oyuncular bu alanlara penetre oldular. Görselde Gedson’un yaptığı koşuya Yedlin pas attı ve burada kazanılan serbest vuruşla ev sahibi ekip maçı 1-1’e getiren golü bulmuş oldu. Bu diziliş için uygulanması elzem olan bir şeyde görseldeki gibi hızlı atak yönü değişimleri. Yerleşik savunmada çizgiyi sadece bek oyuncusuna emanet ettiğiniz için bu alanda sayısal üstünlük sağlamanız çok zor. Ancak görseldeki gibi hızlı diagonal paslar ile bu şekilde boşluklar bulmak mümkün oluyor.

İlk maçta yapılamayan bu bindirmeler aslında dizilişin uygulanamaması ile ilgili bir problemdi. Bu görselde de Marcao’nun bloklar arası yaptığı pasta Emre Akbaba’yı topla buluşturduğunu görüyoruz. Bu bölgede kurulan dörtgen rakip sağ bek Moroziuk’u Akbaba’yla eşleşmek zorunda bırakıyor. Emre Akbaba tek pasta Moroziuk’un arkasına sarkan Emre Kılınç’ı topla buluşturabilseydi çok ciddi bir tehlike oluşacaktı. Bu pası görmekte gecikince topla birlikte dönüp bu kez merkezde ki de marke bulunan Gedson’a gönderiyor. Burada da bu dizilişin alametifarikalarından birini inceleyeceğiz. Bu dizilişte sağ iç yada sol iç pozisyonda oynayan oyuncular atak ters kanattan gerçekleşirken merkeze kayıyorlar. Normal şartlarda rakip bekle eşleşen bu oyuncu bekin savunma alanından çok uzak bir pozisyonda kaldığı için görseldeki gibi markajdan kurtulmuş bir şekilde merkezde pas alabiliyor.

Az önce anlattığımız olayı bu pozisyonda daha net görebiliyoruz. Yine sağ kanatta gerçekleşen akında santraforlarda bek ve stoper arasına konumlanınca Emre Kılınç Moroziuk’un etki alanı dışında boş bir şekilde topla buluşuyor. Sonrasında rakibiyle mesafesini de kullanarak iyi bir şekilde topla dönüşü sağlayıp Emre Akbaba’yı topla buluşturdu. Devamında ise Emre Akbaba’nın skoru 2-1’e getiren jeneriklik golü geldi. Bu şekilde Terim’in talebeleri maç boyunca sürekli iki iç oyuncuyu de marke olarak topla buluşturmayı başardılar. Skoru 2-2’ye getiren ikrama kadar ev sahibi ekip sahaya yayılma ve set oyunu anlamında geçen haftaya göre pozitif ışıklar veriyordu. Ancak skor eşitliği ve ikinci devreden sonra topu geri kazanma konusunda çok ciddi zaaflar gösterdi. Bu adaptasyon sürecinin şimdide negatif noktalarına değinelim.

Değişen diziliş oyuncuların özellikte savunmadaki alışkanlıklarını olumsuz anlamda ciddi şekilde etkiledi. Adam ve alan paylaşımı konusunda oyuncuların sürekli kararsız kaldıklarını gördük. Yazının başında da belirttiğim gibi bu dizilişin başarılı örneklerinin hemen hemen hepsinde güçlü pres oyunları gördük. Galatasaray’da oturtulamayan ana nokta buydu. Top kaybedildiğinde geri kazanma süresi önceki formasyona göre çok fazlaydı. Karşı pres ve topu geri kazanma konusunda Terim’in kat etmesi gereken çok mesafe var. Görselde de Mohammed’in pozisyonun dışında kalan stopere doğru markaja gittiğini görüyoruz. Burada oyunun akışına göre biraz daha geri gelerek rakip sol beke yakın pozisyon alması gerekiyor. Aynı şekilde Gedson rakip sol bek ve merkez orta saha arasında kimi karşılayacağının kararını veremiyor. Buda devamında görüldüğü gibi kendi savunmalarının sağında rakibin tek pasta 3v2 üstünlük sağlamasını sağlıyor.

Yazının başında belirttiğimiz gibi takım Feghouli ve Arda gibi isimleri çok aradı. Mevcut kadrodaki oyuncular bir önceki yazımızda daha derin anlattığımız topla birlikte dönüşlerde kritik top kayıpları yaptı. Günümüz futbolunda orta sahalar için en önemli özelliklerden olan sırtı dönük topla buluşma ve topla birlikte dönüşler sahaya çıkan 11 nazarında üst düzey seviyede değildi. Buna ek olarak bu bağlantı oyunlarına formsuz Mohammed ve Falcao’da eklenince top kayıpları sayısı doğal olarak arttı. Ancak Sarı-Kırmızılılar adına bundan daha can yakıcı durum ise bu kaybedilen topların daha önceki kurguda başarı ile uygulanan karşı presler ile geri kazanılamamasıydı. Top kayıplarından sonra tüm takım kendi kalesine doğru koşmak zorunda kaldı ve yıpranmalar başladı. Bu şekilde sete yerleşemeyen Galatasaray atak devamlılığını da bir türlü sağlayamamış oldu. Yine bu kurguda hücumda sorumluluğu yüksek olan bekler bu top kayıplarında doğal olarak topun arkasında kaldılar. Bu geçiş hücumlarında stoperler sürekli beklerin kademelerine girmek zorunda kaldılar. Maç boyunca 15 ikili mücadelenin 6’sını kazanan Luyindama ve 8 ikili mücadelenin sadece 3’ünü kazanan Marcao’nun kötü performanslarında bahsettiğimiz ekstra kademeler önemli etkendi.

Ev sahibinin topu geri kazanma konusundaki acziyetini 40. dakikadaki bu pozisyon çok net gösteriyor. Saracchi’nin kaybettiği topta Samudio ve Moroziuk 2v4 sayısal dezavantaja rağmen antrenman yaparcasına rahat bir şekilde takımını rakip alana yerleştirdiler. Bu pozisyonda takımın ne kadar organizasyondan uzak savunma yaptıklarını görüyoruz. Bunu sadece sahaya yayılma şekline bağlamak ne kadar doğru bilemiyorum. Ancak takımda savunma açısından net bir organizasyon ve konsantrasyon problemi olduğu açık. Rakibe 5 isabetli şut ve 1,8 gol beklentisi üretme şansı verdiler. Savunma açısından ligin en iyi takımlarından biri olan Fatih Terim’in ekibi son karşılaşmalarda bu konumdan çok uzaktalar.

Futbol Akademi Scouting (FAS) tarafından hazırlanan dakika başına maksimum gol ihtimali grafiğinde de görüldüğü gibi topla az oynayan konuk ekip çok daha başarılı aksiyon değeri üretmiş. Galatasaray bu kadar az aksiyon değeri üretmesine rağmen rakip ceza sahasına 31 kez girdi. Konuk ekipte ise bu sayı 15’di. Bu rakamlardan da ev sahibinin 3. bölgedeki üretkenlik sıkıntısı ve organizasyonsuzluğu net bir şekilde görülüyor. Rakibin 2 katı rakip ceza sahasına girmesine rağmen rakibinin üçte biri kadar gol beklentisi üretebildiler. Bu yukarıdaki aksiyon değerlerine de net bir şekilde yansımış durumda. Rakip topla az oynamış olsa da topun kıymetini çok daha fazla bilmiş.

Futbol Akademi Scouting (FAS) tarafından hazırlanan Aksiyon Değeri(AD) metriğine baktığımızda özellikle Emre Akbaba, Mohammed ve Falcao üçgeninin takıma yaptıkları negatif etkiyi görebiliyoruz. Bu sistemde özellikle savunmada da bu üçlüye büyük iş düşerken bu isimler ne hücumda ne de savunmada bekleneni veremeyince sonuçta kaçınılmaz bir hal almış oluyor.

Değerlendirme

Terim yukarıda da belirttiğim gibi muhtemelen bir şekilde bu maçı kazanacağını ve milli arada bu kurguyu takımına daha iyi adapte edeceğini düşünmüş olabilir. Bu düşünce gerçekleşmeye çok uzak bir ihtimal de değil. Muhtemelen bu gerçekleşse kamuoyundan şu anki yergilerin yerine methiyeler alıyor olacaktı. Kadro yapısına bakıldığında sahadaki 11 bu dizilişe uygun oyunculardan oluşuyor. Bununla ilgili bir problem gözükmüyor. Ancak ana problemlerden biri bu sistemde kendine yer bulamayan Onyekuru, Feghouli ve Arda gibi takımın en önemli isimleri. Yukarıda anlattığımız gibi Galatasaray bir çok kez rakip ceza sahasına girebildi ve rakibin dengesini bozacak pozisyonlar yarattı. Ancak bunu neredeyse hiç bir tehlikeye çeviremedi. De marke topla buluşan Gedson ve Emre Kılınç rakibi dengesiz halde yakalasa da ya aksiyon almakta gecikti ya da yanlış tercihlerde bulundular. Bu durum da oynatılan çift forveti tamamen pasifize etti. Sadece kanattan gelen ortalar ile topla buluşmaya çalıştılar. Emre Akbaba, Mohammed ve Falcao top rakipteyken de katkı veremeyince Rizespor her kazandığı topta Galatasaray ceza sahasına kadar topu rahatça taşıdı.

Terim 2011-12 sezonunda takımın başına geçtiğinde Sercan Yıldırım, Baros ve Elmander’li 4-3-3 dizilişi ile sezona başladı ve ilk haftalarda farklı denemelerde bulundu. En sonunda 4-4-2 dizilişini takımına oturtup 7-8. haftadan sonra ligi domine ederek şampiyon olmuştu. Ancak 90’lı yılların ortalarından beri süper ligi düzenli takip eden biri olarak son haftalarda diziliş ve sistem değiştirerek sonuca giden bir takım hatırlamakta zorlanıyorum. Dediğim gibi belki Tecrübeli teknik adam Milli arayı hesaplayarak bu yolu seçmiş olabilir. Ancak bu kadar keskin bir karar ne kadar doğru tartışılır. Açıkçası bu yapıya uygun olmayan bir diziliş olduğunu düşünmüyorum. Ancak üç günde bir maç yapılan bu süreçte yeterli antrenman zamanının da olmadığı göz önüne alınmalı. Buda takımın oyun  ve savunma alışkanlığının bozulup yerine yenisinin inşa edilmesine engel oluyor. Bu sezon ligde belki de en iyi savunma takımlarından biri olan Sarı-Kırmızılıların son haftalardaki performansını da bu durumla açıklayabiliriz. Geçen hafta da gole dönüşebilecek bir çok bireysel hata yapıldı. Yine aynı şekilde Sivas maçında iki bireysel hata ile 2 puan kaybı yaşandı. Bu düşüşü sadece formsuzluğa bağlamak çok doğru değil. Oyuncuların bozulan alışkanlıkları reflekse dönen bazı şeyleri düşünüp yeni kararlar almaya itiyor. Buda oyuncuların üstündeki yükü arttırıp ve konsantrasyonlarını kötü etkiliyor.

Sizler de dilerseniz Play analiz programını ücretsiz olarak aşağıdaki görsele tıklayarak indirebilirsiniz.

adet yorum. Siz de yorumunuzu aşağı yazabilirsiniz.

akin2509@gmail.com'

Yazar: Akin Karadeniz

Paylaş