Shevchenko ile Söyleşi

“Bir grubumuz var. ” Andriy Shevchenko, The Athletic’e anlatıyor. Oynadığı harika AC Milan takımına bakıldığında, takım arkadaşlarının birçoğunun teknik direktörlüğe girmesi dikkat çekici.

Rino Gattuso, Napoli’nin Coppa Italia finalinde Juventus’a karşı kazandığı zaferin beyni oldu. Pipo Inzaghi Benevento ile Serie A’ya zorlanmadan yükseldi. 2016’da Massimo Oddo yönetimindeki Pescara da play-offlar sonucu Serie A’ya yükselmişti. Bir diğer eski Milanlı Alessandro Nesta, aynı başarıyı bu sezon Frosinone’yle yaşayabilir. Cristian Brocchi, Lega Pro sezonunun kısaltılmasının ardından geçtiğimiz günlerde ikinci lige yükselmesini kutladı. Eski Milan sahibi Silvio Berlusconi’ye ait olan ve kulübün eski genel müdürü Adriano Galliani tarafından yönetilen Monza takımı siz farkına varmadan Serie A’da olacak. Shevchenko, kısa süre önce İtalya’nın Ivy League koçluk okulu Coverciano’da teknik direktörlük rozetlerini tamamlayan Clarence Seedorf, Jaap Stam, Hernan Crespo ve Andrea Pirlo’dan da bahsediyor.

Milan’nın 1960’lardan ve sonrasındaki büyük takımının üyeleri – Cesare Maldini, Giovanni Trapattoni, Gigi Radice, Nevio Scala ve Albertino Bigon – efsanevi Nereo Rocco’nun altında çalışmaktan ilham alırken, Carlo Ancelotti’nin sakin liderliği de eski oyuncularını teknik direktör olmaya teşvik etti. “Sahadaki bir yaşamdan sığınaktaki bir hayata geçiş… Sanırım Carlo’nun altında çalışan herkes ondan bir şeyler öğrendi ” diyor Shevchenko. Onun için oynamaya bir tür “geçiş ayini” diyor. Shevchenko’ya göre, Ancelotti’nin yetiştirdiği antrenör sayısı, bu takımın 2003’ten sonraki beş yıl içinde üç Şampiyonlar Ligi finaline çıkmasının bir başka nedenini gösteriyor. “Bize harika oyunculardan fazlası olduğumuzu sıklıkla tekrarlıyordu.”

Eğer pandemi nedeniyle Euro 2020 ertelenmeseydi Shevchenko, Ukrayna ile 2020 yazında bu büyük turnuvada teknik direktör olarak boy gösterecekti. Milan’dan tanıdığı bazı isimler onun kadrosuna dahil edildi. Üç kez Avrupa Kupasını kazanan defans oyuncusu Mauro Tassotti, 36 yıl sonra Rossoneri’den ayrılıp Shevchenko’nun 2 numarası oldu. “Teknik direktörlük yapmaya karar verdiğimde seçtiğim ilk kişi oydu. ” diyor Shevchenko. “O sırada hala Milan’ın genel müdürü olan Galliani ve Berlusconi ile konuştum. Mauro’nun yanımda olması için her şeyi yaptım. Ukrayna’nın maç analisti Andrea Maldera kelimenin tam anlamıyla bir Milanlı. Babası Gino ve amcası Aldo, 1960’larda ve 1970’lerde kırmızı-siyah forma ile kazanabilecek her şeyi kazanmış.

Milan mantalitesi belli ki Ukrayna’ya geçiş yapmış durumda. “ Son Avrupa Şampiyonu Portekiz’in de yer aldığı Elemeler grubunda tek bir maç dahi kaybetmedik. Ukrayna futbolu için gelecek parlak” diyor Shevchenko. Zor bir eleme grubunu aşmak zaten önemli bir gurur kaynağı değilmiş gibi, geçen yaz Polonya’da 20 Yaş Altı Dünya Kupası’nı kazanmak iyimser olmak için bir başka neden sunuyor.

Ukrayna’nın 2020 Avrupa Şampiyonası’na katılma mücadelesinde yarattığı ivme nedeniyle duygular yüksekti. Shevchenko, turnuvayı dört gözle beklediğini ve başlangıçta yeniden planlama kararını kabul etmenin zor olduğunu söyledi. “ Psikolojik olarak bizim için güzel bir zamandı. Ülke olarak bu anları yaşıyoruz. Ligimiz Avrupa’daki bazı liglerin profiline sahip değil. Milli takım iyi gidiyordu. Geriye dönüp baktığımızda, açıkça bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yok. ”

2016’da Mykhaylo Fomenko’nun yerine geçtikten sonra, Shevchenko neye ulaşmak istediği konusunda netti. “ Basın ile ilk buluşmamda onlara öncelikle oyun tarzımızı değiştireceğimden bahsettim. Eskiden daha çok kontra- atak kullanıyorduk. Öngörülebilir olduğumuzu söyleyemem ama oyunumuzun yapısı tamamen farklıydı. Topa sahip olma futbolu ve olumlu geçişler yoluyla oyunu daha fazla kontrol etmek istedik. Daha çok gol şansı yaratan bir takım olmak istedik. Geçen 3 buçuk yılın istatistiklerine baktığımızda bu isteğimizde önemli bir yol kat ettiğimiz görülüyor. “

Premier Lig yeniden başlarken, Shevchenko Surrey’deki evinden maçları – sadece Ancelotti’nin Everton’unu değil, Lampard’ın Chelsea’sini de – izleyecek. “Frank Lampard’ın (Chelsea’de yaptığı iş için) övgüyü fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.” diyor Shevchenko. “Neden biliyor musun? Cesareti var. Çok cesaret. Frank çocuklar ile oynuyor. Onlara inanıyor.” Ayrıca Lampard’ın yeterince uzun süre Chelsea’de kalıp yetenekleri içeriden destekleyip desteklemediğini kim bilebilir, belki bir gün Andriy’nin Chelsea akademisindeki 13 yaşındaki oğlu Kristian Shevchenko da Lampard’ın dikkatini çekecektir.

Shevchenko’nun ilham aldığı teknik direktörlerden Jose Mourinho’yla, Stamford Bridge’de sadece bir sezon birlikte çalıştıklarını düşününce biraz şaşırtıcı olabilir. Yine de Shevchenko ısrar ediyor: “Mourinho’dan birçok şey öğrendim. Takımı yönetme şekli gerçekten ilginçti. Jose her zaman yoktan bir şeyler yaratır ”diyor Shevchenko. “Bu, onun mantalitesi. Ona her zaman inanmalısınız. Onunla birlikte maçın son saniyesine kadar içinde kalırsınız. 1999’da Bayern’e karşı Manchester United gibi, maçın sonunda karar verilen birçok büyük maç örneği var. Tek gereken iki dakika. Harika takımlar bu zihniyete sahiptir. Elit seviye oyunculara sahip olduğunuzda onları maçın son saniyesinde dahi oyunu çevirebileceklerine inandırmalısınız. Bu zihniyete sahipseniz Şampiyonlar Ligi’ni uzatma dakikalarında bile kazanabilirsiniz. Ancelotti’nin Real Madrid’ine bakın. Futbolun güzelliği burada, doğru zihniyeti takımınıza oturtmalısınız. ”

Ancelotti’nin kişisel dokunuşu ve insan yönetimi becerileri Shevchenko için kilit olmaya devam ederken, hiç kimse onun üzerinde efsanevi Valeriy Lobanovski’den daha büyük bir etkiye sahip değildi.

Muhtemelen Shevchenko’nun kariyerinin en güçlü anı, 2003 Şampiyonlar Ligi finalinde kazanan penaltıyı attıktan sonra Kiev’e dönmesi ve kupayı Albay olarak bilinen antrenörün heykelinin yanındaki bir bankın üzerine yerleştirmesidir. Bu, Shevchenko’nun bir yıl sonra, France Football’un  kendisine Ballon d’Or ödülünü vermesinden sonra Lobanovski’nin bir diğer büyük öğrencisi Oleg Blokhin’i taklit ederek tekrar yapacağı bir yolculuktu. Shevchenko, “Benim için çok duygusaldı.” diye hatırlıyor. “Lobanovski, Şampiyonlar Ligi’ni kazandığımda vefat etmişti. Bu kupaları kazanmanın onun için ne kadar önemli olduğunu biliyordum. Benim zaferim onun zaferiydi. Onunla paylaşmak istedim.”

Shevchenko, aralarındaki bağı düşünerek şöyle diyor: “ O benim için babadan çok öğretmendi. Onu ağzı açık dinler, her sözünü anlamaya çalışırdım. Üzerimde çok büyük bir etkiye sahip. İnanılmaz. Lobanovski çok zeki ve disiplinli bir insandı. Her konuya ilgisi vardı. Daha sonraki yıllarında Milan’daydım. Milli takıma teknik direktörlük yaptı ve uluslararası göreve her geldiğimde ofisinde beni bekliyordu. Hemen içeri girer ve onunla görüşürdüm. Sadece konuşarak dört beş saat geçirirdik. Milan’daki antrenman tekniklerimizi anlatmamı ister ve not alırdı. İtalya’da eğitimin nasıl geliştiğiyle çok ilgilendi; güç yönetimi, dinlenmenin önemi. İşle ilgili birçok şey. ”

Lobanovski, bilimi futbola diğerlerinden çok daha önce sokan bir öncüydü. Shevchenko, Milan laboratuvarına girdiğinde çok az şey onun için yeniydi. “Fiziksel verileri ve performans ölçütlerini kullanan ilk antrenör Lobanovski’ydi ” diyor Shevchenko. “Her şey istatistik temelliydi. Matematik yalan söylemez. Kendi fikriniz olabilir ama kâğıttaki sayılar aksini söylerse … Lobanovski zamanının 40 yıl ötesindeydi. Bilim adamlarını getirdi ve onlardan bir takım oluşturdu. Bir model oluşturdu ve ona kalp atış hızı, iş yükleri ve her türlü farklı test hakkında kesin veriler veren bir program yazdı. ”

Bunlardan biri, Shevchenko’nun hızlı düşünmesini ve kalenin önünde gösterdiği uyanıklığı daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

“Farklı renkli karelerin görüneceği boş bir bilgisayar ekranına bakmanız gereken bir test vardı. Örneğin kare kırmızıysa, sağımdaki bir düğmeye basmam gerekiyordu. Kare yeşilse solumdaki bir düğmeye basmam gerekiyordu. Tepki sürenizi ve gördüklerinize nasıl tepki verdiğinizi test ediyordu. Basittir ancak yöneticinin sizi diğer oyuncularla karşılaştırmasına olanak tanıyan bir veri kümesi sağlar. Şimdi Dinamo Kiev’e giderseniz, 10 yaşında bir bilgisayar başında yaptığım fiziksel testlerin tüm sonuçlarını bulacaksınız. “

Lobanovski doğal bir yeteneği gol makinesine dönüştürdü. Kasım 1997’de Nou Camp’teki Shevchenko’nun nefes kesen bir hat-trick ile kendisini Şampiyonlar Ligi’ne tanıttığı ünlü maçın ardından Milan gözlemcilerinin şu cümleyle biten keşif raporu: “Başka bir şey eklemek gereksiz.” Italo Galbiati daha sonra caps lock’u açarak onunla imzaladı: “O BİR MILAN OYUNCUSU. ” Sadece bu değil. Ukrayna adına tüm zamanların en golcü oyuncusu. 2006’da Chelsea’ye gitmemiş olsaydı, muhtemelen Milan’ın da rekor golcüsü olurdu. Rekor kitaplarında sadece Gunnar Nordahl, Sheva’nın üstünde duruyor.

Inzaghi’nin de 175 golü olduğunu düşününce o dönemin ne kadar mükemmel olduğu gözler önüne seriliyor. Shevchenko forvetteki eski partneri Inzaghi ile ilgili Lyon maçı anısını anlatıyor: “ Şut çektim ve direğe çarptı, sonra diğer direğe ve ardından o gol yaptı! O inanılmaz bir forvetti. Bilirsiniz, onun gibisini bulmak çok zor. Ceza sahasındaki boşlukları okuması inanılmazdı. Topun nereye sıçrayacağını biliyordu. ”

Pirlo’ya gelince, Shevchenko ve Inzaghi’yi nasıl bulacağını çok iyi biliyordu. “Emekli olduğumda, Andrea hâlâ Juventus’ta oynuyordu ve bir gün ona ” Oynarken terliyor musun? “ diye sordum. Biz takım arkadaşıyken Pirlo henüz gençti. Andrea eskiden koşardı, ancak 30 yaşına geldiğinde oyunu o kadar iyi biliyordu ki yürüyebilir ve yine de her şeyi herkesten daha iyi yapabilirdi. Anı okuma yeteneğine sahipti, futbol zekası oldukça üst düzeydi.

Doğal olarak Maldini ve Nesta’ya karşı Milanello’da antrenman yapmak Shevchenko’yu daha keskin bir forvet haline getirdi. Shevchenko’ya göre pazar günü yapılan maçlar en kolay bölümdü. “ Carlo antrenmanda maç yapmamızı istemezdi. Sert ve rekabetçiydi. Bir maç sırasında olduğundan daha fazla sakatlanma riskiyle karşı karşıyaydın. Gerçek bu.”

Shevchenko, Ukrayna ile bir sonraki bir araya gelmesinde oyuncularından aynı standartları bekleyecek. Lobanovski gibi bir devin izinden gitmek ve ülkesine antrenörlük yapmak onun için “büyük bir onur ve büyük bir sorumluluk” anlamına geliyor.

Ve önümüzdeki yaz nihayet Avrupa Şampiyonası başladığında, tüm bunlar bir ilham olabilir.

 

Shevchenko ile bu söyleşiyi The Athletic’ten James Horncastle gerçekleştirmiştir.

adet yorum. Siz de yorumunuzu aşağı yazabilirsiniz.

neshirtless@gmail.com'

Yazar: Nazım Gömleksiz

Paylaş