Analiz | BB Erzurumspor 2-4 Beşiktaş

Süper Lig’de kümede kalma yarışı veren Erzurumspor, lider Beşiktaş’ı ağırladı. Ligde zor günler geçiren ve 21 Şubat’tan beri maç kazanamayan Erzurum temsilcisi, her ne kadar Beşiktaş’ı zorlasa da maçtan puan almayı başaramadı. Beşiktaş ise kazandığı bu 3 puan ile zirve yarışında fire vermedi, puanını 70’e çıkarttı.

Maçı  global iş ortağımız Metrica Sports’un geliştirmiş olduğu Play yazılım ile birlikte analiz edeceğiz.

Ortalama pozisyonlar

Ev sahibi ekip rakibini orta alanda karşılayarak maça başladı. Erzurumspor seviyesindeki bir takım için “cesur” diyebileceğimiz bir oyun tercih eden Yılmaz Hoca’nın oyuncuları ayrıca topu almaktan da çekinmedi. Orta sahadaki adam adama eşleşmelerle rakibin savunma-orta saha bağlantısını kesmek isteyen Erzurum, zaman zaman bunda başarılı olsa da gerek Ghezzal ve Larin’in hareketli oyunu, gerekse Sergen Hoca’nın az sonra değineceğimiz saha içi hamleleriyle birlikte Beşiktaş bu durumun üstesinden geldi.

İşin hücum kısmına bakarsak Erzurum’un zaman zaman topu almaktan dahi çekinmediğini buna karşın pozisyon üretmekte zorlandığını gördük. Bu sorunun da bana göre iki temel sebebi vardı. Bunlardan ilki Beşiktaş’ın topu kaptırdığı yerde yaptığı ani baskılardı. Yoğun Beşiktaş baskısı sebebiyle pas imkanları kısıtlanan Erzurumlu futbolcular kontra atağa çıkmakta zorlandı. İkincisi de kadroda yaratıcı oyuncu yaşanan eksiklik ve El Kabir’in hareketsiz oyunuydu. Nitekim Yılmaz Vural da ikinci yarının başında Faslı futbolcuyu çıkartarak yerine Gomes’i sahaya sürdü. El Kabir’in senelerdir bir futbolcudan çok güreşçiye benzeyen vücuduyla ligimizde kontrat bulabilmesi dahi Türk gençlerine bir hakarettir ancak tabi yazımızın konusu bu değil.

Maç boyunca merkezden ziyade kanatlardan rakip kaleye gitmeyi düşünen Yılmaz Vural’ın ekibinde beklerin de sık sık ataklara dahil olduğunu gördük. Yukarıdaki Erzurum bekleri Schwechlen ve Butko’nun topla buluşma haritasında da görebildiğimiz gibi iki bek de sık sık hücumlara destek oldu.

Yukarıda da Erzurum’un cesur oyununa tarif eden bir pozisyon görüyoruz. Sol bek Schwechlen topu taşıyıp pasını verdikten sonra geriye dönmek ya da orta saha civarında beklemek yerine koşusunu sürdürüyor ve Emrah’ın çizgiye yanaşmasıyla beraber ceza sahası içinde oluşan boşluğu dolduruyor. Aynı anda sağ bek Butko’nun da ceza sahası içine bir koşu yaptığını görüyoruz. Beşiktaşlı Larin, ceza sahasına kadar kovaladığı Butko’yu bozunca Ukraynalı futbolcu burada topa vuramıyor. Bu arada Larin’in sadece bu pozisyonda değil, sol kenarda oynadığı 76 dakikalık bölümün tamamında Butko’yu sürekli kovaladığını söyleyelim. Kanadalı futbolcu sadece attığı şık gol değil, savunma yardımıyla da bu maçta takımına çok şey kattı. Son olarak Emrah’ın ortayı açtığı anda ceza sahası içinde 4 Erzurumsporlu futbolcu olduğunu belirtelim. Ayrıca ceza sahası çevresinde seken topu alabilecek herhangi bir Beşiktaşlı yok, bu da Siyah Beyazlıların hanesine yazmamız gereken bir eksi.

Beşiktaş ise her zamanki oyun planıyla sahadaydı. Josef’in kart cezası ve Aboubakar’ın sakatlığı sebebiyle bu isimlerin yerine Cenk ve Dorukhan forma giydi. Her ne kadar Cenk, özellikle dar alanda Aboubakar kadar becerikli olmasa da en az onun kadar hareketli ve oldukça iyi bir bağlantı oyuncusu. Dolayısıyla Aboubakar’a benzer bir profile sahip ve bu yüzden Cenk’le ilgili maç önü kafalarda bir soru işareti yoktu. Asıl soru işareti, Josef’in yokluğunda savunmanın önünde oynayıp geriden oyunu yönlendirecek ismin kim olacağıydı.

Hoca, ligin ilk yarısında da Josef’in oynayamadığı maçlarda Dorukhan’ı ilk 11’e koyup direk Josef’in rolünü vermişti. Fakat Dorukhan’ın oyun kurma konusundaki kısıtlı becerisi Beşiktaş’a zaman zaman problem çıkartmıştı. Ancak Dorukhan aynı zamanda Atiba kadar iyi bir bağlantı oyuncusu da değil, dolayısıyla Atiba’yı Josef’in yerine çekip Dorukhan’ı öne attığınızda da pozisyon üretme konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Kısacası Dorukhan bünyesinde bir orta saha için lazım olan her özelliği biraz biraz barındıran ancak hiç bir özelliği de tam olmayan bir oyuncu. Hal böyle olunca da özellikle topa sahip olarak oynayan takımlarda Dorukhan’a bir rol biçmek zorlaşıyor.

Erzurumspor’un rakibini derinde karşıladığı, kapalı savunma yaptığı bir senaryoda Dorukhan’ı geride oynatmak Beşiktaş’a çok problem çıkartmazdı. Sanırım Sergen Hoca da rakibinden böyle bir oyun bekliyordu ki savunmanın önünde Dorukhan’la maça başladı. Ancak Erzurum rakibini önde karşılayıp rahat oyun kurma imkanı vermek istemeyince Dorukhan’ın bu rolde aksadığını gördük.

Haliyle bir saha içi müdahelesi yapan Sergen Yalçın, Dorukhan ile Atiba’nın yerini değiştirdi, stoperlerin arasına girip top kullanma işi Atiba’ya kaldı. Maçın ilk 15-20 dakikasının ardından Atiba savunmanın önünde oynamaya başlarken, Dorukhan da merkez ikiliden biri oldu.

Konuk ekibin genel performansına baktığımızdaysa Beşiktaş’ın özellikle yerleşik hücumlarda pozisyon üretmekte zorlandığını gördük. Takım yine her zamanki bildiği oyununu oynamaya çalıştı ancak sıkışık fikstür, dar kadro, sakatlıklar derken yorgunluğun da etkisiyle oyunda bir düşüş vardı. Buna karşın Beşiktaş, kendisini ligin geri kalanından ayıran bazı özelliklerini yine sahaya yansıttı. Savunmadan atılan derin toplarla yapılan hızlı geçişler, Beşiktaş’ın fark yarattığı alanlardan biri ki Erzurum maçında da bu tip hücumları zaman zaman denediler.

Yukarıdaki pozisyonda da gördüğümüz gibi Larin’in geriye gelerek sırtı dönük top istemesi ve Vida’nın derin pasıyla başlayan hücumün devamında Beşiktaş net bir gol fırsatı yakalıyor. Burada Larin’e de ayrı bir parantez açmak gerek. Kanadalı golcü, sırtı dönük top alma, topla dönme, servis gibi özelliklerini bu sene zaman içinde çok geliştirdi. Larin’in geliştirdiği bu özellikleri takımın hücum çeşitliliğini arttırıyor, bu tip ekstra opsiyonlar her takım için çok değerlidir.

Kanadalı futbolcu Beşiktaş’a ilk geldiği gün de iyi bir golcüydü ancak gol vuruşu dışında iyi yapabildiği pek de bir şey yoktu. Bu sene ise oyun içi katkısıyla da geldiği nokta bambaşka. Bu gelişimde de aslan pay  şüphesiz Sergen Yalçın’ın.

Son olarak Ghezzal’e değinmekte fayda var. Beşiktaş’ın oyun kurucusu ve atakların bir numaralı yönlendiricisi olan Cezayirli, yine üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirdi. Attığı gol ve yaptığı asistiyle sadece tabelaya dokunmakla kalmadı, aynı zamanda oyuna da dokundu. Hareketliliği, sürekli top istemesi ve bu topları doğru kullanmasıyla saha içindeki rolünün hakkını verdi.

Ghezzal’in yukarıdaki topla buluşma grafiği de bizlere Cezayirli’nin oyununa dair ipuçları veriyor. Top kullanmak için sık sık merkeze gelen, hatta zaman zaman savunma hattına yaklaşıp geriden top çıkarken destek görevini alan Ghezzal, şüphesiz maçın yıldızıydı.

Ghezzal üzerinden şekillenen bu pozisyon, ayrıca Cezayirli futbolcunun komple rolünü anlamamız açısından da oldukça iyi bir örnek. Beşiktaş geriden oyun kurarken arkada klasik 3’lü kurguyu görüyoruz. Welinton ve Vida kenarlara açılmış, Atiba da bu iki ismin arasına girmiş. Ghezzal ise sağ kenardan merkeze doğru geliyor ve oyunun kurulumuna destek oluyor. İlk al-verin ardından merkezde opsiyon olmayı sürdüren Ghezzal, ikinci kez topu aldığında Schwechlen’in üstüne geldiğini görünce Welinton’a oynuyor ve ileri doğru koşu atarak markajcısını oyundan düşürüyor. Welinton’un uzun pasıyla da Beşiktaş bir fırsat yakalıyor. Pozisyon biterken rakip ceza sahasında 5 Beşiktaşlı’nın olduğunu belirtmekte de fayda var.

Son olarak Ghezzal’in, Schwechlen’i oyundan düşürmesine ayrı bir parantez açmakta fayda var, zira Beşiktaş arkada alan açmak için bu tip taktikleri sık sık kullanıyor. Gerek Larin, gerekse Ghezzal’in her maç pas almak için sık sık orta sahaya kadar yaklaştığını görüyoruz. Bu durum da Larin ve Ghezzal’le eşleşen rakip bekleri bir tercih yapmaya zorluyor. Ya takip edip arkada alan bırakacaklar ya da takip etmeyecekler fakat bu sefer de oyuncu çok rahat top kullanacak. Dolayısıyla bu durum da hücumda Beşiktaş’ın elini oldukça güçlendiriyor. Ayrıyetten bu hücum biraz önce bahsettiğimiz Beşiktaş’ın derin paslarla yaptığı hızlı geçişlere de iyi bir örnek. Açıkçası bu iki durumu da birbirinden ayrı okuyamayız. Kanat oyuncularının derine gelip beklerini çekmesiyle birlikte arkada alanlar oluşuyor. Haliyle savunma oyuncuları da hem top almaya gelen Larin ya da Ghezzal’e oynayabiliyor, hem de bu alanlara koşu atan diğer isimlere direk paslar atabiliyor ve Beşiktaş bu şekilde hızlıca topu öne taşıyabiliyor.

Kaynak: mackolik.com

Sizler de dilerseniz Play analiz programını ücretsiz olarak aşağıdaki görsele tıklayarak indirebilirsiniz.

adet yorum. Siz de yorumunuzu aşağı yazabilirsiniz.

Yazar: Hasan Kürşat Taşkıran

Yazar | hasantaskiran@futbolakademi.net

Paylaş